Yıllar önce, henüz okula gitmediğim zamanlar, Grimm Kardeşler'in Masalları kitabına sarılıp uykuya daldığımı hatırlıyorum. Yalnız çocukluğumun yegane arkadaşını nerede kaybettiğimi bilmiyorum. Belki de sık taşınmamızdan dolayı bir yerde unutuldu veya başka çocukları sevindirme görevi edindi, annemin eliyle. Hayatım boyunca ne zaman bir kitapçının önünden geçsem aklıma düşer, içeri girdiğimde ise çocuk kitapları bölümünde onu arar gözlerim. Kulağımda, eski bir dost ile karşılacağım fısıltısı bir an'lık gelir geçer. Sıradan bir masal kitabı diye önemsemeyebilirsin, oysa benim için çok değerli.
Yıllar ve yüzlerce kitap geçti hayatımın içinden, masallar, hikayeler, romanlar ve ben onları o basit masal kitabının bana kapısını açtığı ikinci evrende, içimdeki çocuğu unutmamak üzere sakladım.
Masal dünyası inanılmaz hikayelerle dolu; periler, kahramanlar, canavarlar, toz pembeden mor'a dönüşen gökyüzü, felaketler ve zaferler. Her masal güzel bir son bulur, bir parça gerçek umut tohumu gibi serpilir yüreğe, filiz vermeyi bekler. Zarar vermekten hiç vazgeçmeyen kötülüğün karanlığını
aydınlatıp dağıtan işte bu umut. Basit, sıradan bir masal kitabı bir çocuğun, bir insanın hayatında çok şey değiştirebilir, umudu filiz verebilirse...
Ne kitap okumanın öneminden, ne de gereğinden bahsetmek isterim, bunları konuşmak için geç kalınmış bir zamandır bu an. Herkes farkındadır yaşamanın, var olmanın, insan olmanın, saat bu saat. Çoktandır Ol'manın vaktidir, acilen, hem de çok acil...
Ben, küçücük hayatımın geçmişte kalan evrelerine bakıp durmak için nefes almadım, o nefes bir sonraki adımım için armağan. Benim masalım Aşk ve ben o masaldaki Gerçek ve Sonsuz nefesime tutundum. Tutundum ve masal güzel bir son ile... bitmedi, o muhteşem güzelliğin içindeyim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder